<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>TE Sağlık</title>
    <link>https://saglik.habertest.com</link>
    <description>TE Sağlık</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://saglik.habertest.com/rss/hastaliklar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 14:48:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/rss/hastaliklar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Panik atağı tetikleyebilecek 12 durum]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/panik-atagi-tetikleyebilecek-12-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/panik-atagi-tetikleyebilecek-12-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genellikle kalıcı olumsuz düşüncelerden ve toksik duygusal reflekslerden kaynaklanan panik atakların tetikleyicilerinin farkında olarak durumu daha sağlıklı bir şekilde yönetebilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Panik bozukluğu, bir kişinin tekrar tekrar panik atak geçirmesi veya bir sonraki olası panik ataktan sürekli olarak endişe duyması durumudur. Panik bozukluk, anksiyete ile ilişkili psikolojik bozukluklardan biridir ve ilişkili hastalıkları, hastaların büyük bir şok veya travma sonrası yaşadıkları yaygın anksiyete, çeşitli fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres sendromudur.</p>

<p>Panik bozukluğunun nedenleri çoğunlukla belirsizdir, ancak panik atakların arka planında nörotransmitterlerin (sinir sistemi uyarılarını ileten hormonlar) miktarının azaldığı düşünülmektedir.</p>

<p>Panik bozukluğu diğer anksiyete bozuklukları ile karıştırılmamalıdır, anksiyete ile panik bozukluğu arasındaki temel fark, anksiyete sürekli ve uzun süreli rahatsızlığa neden olabilirken, panik bozukluğun özelliği olan panik atak, beklenmedik bir şekilde ve aniden gelir.</p>

<p>Panik bozukluğuna sıklıkla başka psikolojik sorunlar da eşlik eder. Panik bozukluğunun doğası gizemlidir. Panik bozukluğun süresi aylar hatta yıllar sürebilir. Panik bozukluğu ve sürekli anksiyete hastanın çalışma yeteneğini bozabileceği, günlük yaşamını rahatsız edici hale getirebileceği ve hastanın insan ilişkileri üzerinde zararlı bir etkisi olabileceği için daha ciddi vakalar tedavi edilmelidir.</p>

<p>Panik bozukluğunun sona ermesi, genellikle panik hastaları için özel olarak oluşturulmuş bir tedavi ile sağlanabilir. Ek olarak, çoğu zihinsel bozukluk gibi panik bozukluğu da kalıtsal olabilir, ancak birçok insan sorunu herhangi bir aile öyküsü olmadan geliştirir.</p>

<h4><strong>Panik atak nedir?</strong></h4>

<p>Genel olarak panik atak, kurbanını aniden etkileyen ve özellikle fiziksel ve zihinsel semptomlara neden olan yoğun bir endişe dönemidir. Bir panik atak geldiği kadar çabuk geçer, kritik zaman aralığı birkaç dakika sürebilir, ancak yarım saatten fazla sürmez. Bu süre zarfında, panik atak mağdurları, duygusal ve davranışsal oryantasyon bozukluğu, kaçma zorunluluğu ve ölüm korkusu gibi şiddetli otonom sinir sistemi semptomları ile açıklanamayan, dayanılmaz bir ölüm korkusu bildirirler.</p>

<p>Panik atak semptomları arasında ayrıca göğüs ağrısı ve nefes darlığı da vardır. Bu boğulma benzeri hisler yalnızca endişe hissini güçlendirir ve umutsuzluğu artırır.</p>

<h4><strong>Panik atak belirtileri</strong></h4>

<p>Çok farklı panik atak belirtisi vardır ve belirtiler kişiden kiiye göre değişebilir. Panik atak belirtileri genel olarak şunlardır:</p>

<ul>
 <li>- Açıklanamayan korku, korku hissi, ölüm korkusu, delirme korkusu, kontrolü kaybetme korkusu (istememesine rağmen aptalca şeyler yapmak, intihar vb.),</li>
 <li>- Sabit, zorlayıcı düşünceler (örneğin günlük sorunları büyütme),</li>
 <li>- Kaçma, yardım isteme arzusu,</li>
 <li>- Hızlı kalp atışı, bazen tehlikeli derecede yüksek kalp atış hızı,</li>
 <li>- Uzuvların, yüzün veya dilin uyuşması,</li>
 <li>- Bayılma, baş dönmesi, mide bulantısı,</li>
 <li>- Nefes almada zorluk, nefes alma sorunları, boğulma hissi,</li>
 <li>- Göğüs ağrısı,</li>
 <li>- Artan terleme,</li>
 <li>- Prestezi (ellerde, ayaklarda, sıklıkla ağızda ve yüzde de batma, kaşıntı hissi),</li>
 <li>- Mide krampları, karın ağrısı, ishal,</li>
 <li>- Titreme,</li>
 <li>- Kızarma, göğüste kızarıklık, kurdeşen benzeri döküntü,</li>
 <li>- Algı bozulması ve rüya hissi,</li>
 <li>- Zamansal ve mekansal kontrolün kaybı,</li>
 <li>- Duyarsızlaşma, kendisiyle teması kaybetme hissi,</li>
 <li>- Kendine kapanma hissi, dış dünyadan soyutlanma hissi.</li>
</ul>

<p>Ani korku ve yoğun endişe hissi en karakteristik semptom olmasına rağmen, bazı kişilerde bu yoktur, bunun yerine panik atağın fiziksel semptomları (yüksek nabız, baş dönmesi, hasta hissetme) sorunlara neden olur.</p>

<h4><strong>Panik atağı tetikleyebilecek 12 durum</strong></h4>

<p>Panik ataklar, genellikle gelecekle ilgili belirsizlikle bağlantılı olan endişe ve korkudan kaynaklanır. Panik atağı körükleyen korku her insan için farklıdır. Bu yüzden tetikleyicilerin farkında olmak çok önemlidir.</p>

<p>İşte panik atağı tetikleyebilecek 12 durum.</p>

<p><strong>Bir şeyin en olumsuz halini düşünme</strong></p>

<p>Bu durum herhangi bir olayı ciddi bir şeye veya felakete dönüştürmektir. Bu düşünce sizi dünyanın sonu olduğuna ve bundan kurtulamayacağınıza inandırabilir. Hatta stresli bir anda deliriyormuş gibi hissedebilirsiniz.</p>

<p>Korkularını körükleyen şeyin kişiyi öldüreceğine veya ciddi şekilde etkileyeceğine inanılabilir. Örneğin, asansör her an çökebilir, mikroplar çocuklarını kirletebilir ve hasta ederek öldürebilir vb.</p>

<p><strong>Hızlı nefes alma</strong></p>

<p>Hızlı ve sığ nefes almak, yani hiperventilasyon, panik atağın ana semptomlarından biridir. Sorun, vücudunuza bir şeylerin yanlış olduğunu söylediğiniz için panik atağı da tetikleyebilmesidir. Bu nedenle hızlı nefes alma durumu panik atağı tetikleyerek bir kısır döngü oluşturabilir.</p>

<p>Dikkatli solunum, nefes almayı kontrol etmeye ve stresle savaşmaya yardımcı olur ve panik atağı durdurur. 4 saniye boyunca burnunuzdan nefes alın, 6 saniye boyunca ağzınızdan nefes verin, 2 saniye duraklayın. Döngüyü en az 3 kez tekrarlayın. Bu nefes egzersizi, daha iyi hissetmenize yardımcı olur.</p>

<p><strong>Dramatizasyon</strong></p>

<p>Fiziksel duyumların dramatik yorumu genellikle panik atağa yol açar. Örneğin, kalp çarpıntısı hissedersiniz ve kalp krizi geçirdiğinizi veya boyun ağrınızın felcin başlangıcını işaret eden bir kan pıhtısı olduğunu düşünürsünüz.</p>

<p>Bir şeyin mümkün olması, gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu anlamına gelmez, ancak zihniniz en trajik sonucu düşünme eğilimindedir.</p>

<p><strong>Stres</strong></p>

<p>Panik ataklar bazen ortada hiçbir şey yokken çıkmış gibi hissettirebilir. Ancak stresli herhangi bir şey panik atağı tetikleyebilir. Bir düğün veya patronunuzla toplantı gibi büyük, stresli bir olay panik atağı tetikleyebilir. Ayrıca zamanla biriken stres de panik atağa neden olabilir.</p>

<p><strong>Panik atak geçirme korkusu</strong></p>

<p>Panik atakların en acımasız yönlerinden biri, zamanla kendilerini güçlendirebilmeleridir. Başka bir panik atak geçirmekten endişe ediyorsanız, bu sizi daha fazla strese sokar ve bu durum panik atağı tetikleyebilir.</p>

<p><strong>Sonuçları düşünmek</strong></p>

<p>Sonuçları çok fazla düşünmek endişenizi çeşitli şekillerde kötüleştirebilir. Riskli tahminlere girişebilir veya etrafınızdakilerin sizin hakkınızda olumsuz bir şey söylediğini hayal edebilirsiniz. Örneğin, oraya varmadan önce bir görüşmede başarısız olacağınıza kendinizi ikna edebilirsiniz. Kocanızın sizi aramadığı için bir araba kazasında öldüğünü de hayal edebilirsiniz.</p>

<p><strong>Duygusal akıl yürütme</strong></p>

<p>Duygusal akıl yürütme, duygusal tepkinizin onunla çelişen gerçeklere ve kanıtlara bakılmaksızın doğru olduğu sonucuna varmaktır. Örneğin, bir şeyden sorumlu hissedersiniz ve olumsuz bir durumda bunun tamamen sizin hatanız olduğu sonucuna varırsınız.</p>

<p><strong>Sosyal medyada çok fazla zaman geçirmek</strong></p>

<p>Sosyal medyada zaman geçirmek kesinlikle keyiflidir, ancak olumsuz karşılaştırmalar yapmanıza neden olabilir. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak veya çevrimiçi dünyada gördüğünüz şeyler hakkında endişelenmek panik atağı tetikleyebilir.</p>

<p>Çevrimiçi dünyaya takıntılı olmaya başlarsanız, aşağıdaki düşünce türlerini geliştirebilirsiniz:</p>

<ul>
 <li>"Hiçbir zaman onlar kadar iyi giyinmedim",</li>
 <li>"Durumum onlar gibi bir yılda değişmedi",</li>
 <li>"Asla böyle güzel geziler yapmadım"</li>
</ul>

<p>Tüm bu düşünceler, panik atağa açılan bir kapıdır.</p>

<p><strong>Aşırı analiz</strong></p>

<p>Aşırı analiz kaygıya yol açabilir, özellikle de kendiniz için olumsuz bir gelecek görmenizi sağlıyorsa veya başkalarının sizi olumsuz algıladığına inanmanızı sağlıyorsa panik atağı tetikleyebilir. Örneğin, "Patronum beni geri aramadı, belki de kızgındır ve beni kovmak istiyor ve kendimi sokakta bulacağım." gibi düşünceler panik atağı tetikler.</p>

<p><strong>Erteleme</strong></p>

<p>Ertelemek kısa vadede anksiyeteyi hafifletebilir, ancak panik atakları tetikleyebilir. Keyifli bir şey yapmak için bir işi bir kenara bırakırsanız, daha iyi hissedersiniz. Ancak, uzun vadeli sonuçlar, yıkıcı bir düşünce sürecine yol açarsa, panik atakları tetikleyebilir.</p>

<p><strong>Kalabalık korkusu</strong></p>

<p>Büyük insan kalabalığında olma korkusu, agorafobi, bu bozukluğu olan kişilerde panik ataklar için iyi bilinen bir tetikleyicidir. O kadar yaygındır ki, akıl hastalığı olarak kendi sınıflandırmasına bile sahiptir: Agorafobili panik bozukluk.</p>

<p>Ayrıca araştırmalara göre, kişi panik atak geçirdiği yerlere dönmekten de korkabilir.</p>

<p><strong>Çok fazla yalnızlık</strong></p>

<p>Yalnız başına biraz zaman geçirmek bazı endişeli insanlar için iyi olabilir, ancak çok fazla yalnızlık tersi etki yaratabilir. Özellikle izolasyon duygularına yol açarsa, yalnızlık panik atağı tetikleyebilir. Herkesin güvendiği biriyle konuşması gerekir, bu yüzden panik atakla tek başına savaşmaktan kaçınmak önemlidir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/panik-atagi-tetikleyebilecek-12-durum</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/panik-atagi-tetikleyebilecek-12-durum-9048.jpg" type="image/jpeg" length="78259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makyajla uyumanın sağlığa verdiği zararlar]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/makyajla-uyumanin-sagliga-verdigi-zararlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/makyajla-uyumanin-sagliga-verdigi-zararlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akne, göz iltihabı, cildin erken yaşlanması... Makyajınızı temizlemeden uyumanın sağlığa birçok farklı yönden zararı bulunuyor. İşte makyajla uyumanın sağlığa verdiği zararlar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok kadının başına gelir; uzun ve yorucu bir günün ardından her zamanki cilt bakım rutinlerini atlayıp yüzlerinde makyajla yatağa gitmeye karar verirler. Ancak, bu birkaç yönden sağlığa zararlıdır.</p>

<p>Makyajla uyumanın olumsuz yönlerinden biri cildin erken yaşlanmasına yol açabilmesidir. Yüz cildi makyajla kaplandığında cilt düzgün nefes alamaz ve kendini yenileyemez ve bunun sonucunda zamanla ince ve ardından derin kırışıklıklar oluşur. Buna makyajla uyumanın cildi cansız hale getirmesi ve sağlıklı rengini kaybetmesi de eklenşr.</p>

<p>Bu nedenle cildinizin erken yaşlanmasını önlemek istiyorsanız, yatmadan önce makyajınızı temizlemek için mutlaka zaman ayırın. Bunun için hafif bir yüz temizleyici veya makyaj temizleyici kullanabiliriz ki bu da makyajın en küçük kalıntılarını temizlemeye yardımcı olur. Cildinizi iyice temizledikten hemen sonra nemlendirici krem ​​kullanarak gece boyunca cilt kurumasını önleyebilirsiniz.</p>

<h3>Sivilce gelişebilir</h3>

<p>Yatmadan önce makyajınızı temizlemezseniz gözenekleriniz tıkanır. Ayrıca eğer buna yatkınsanız, yüzünüzde sivilceler de ortaya çıkabilir.</p>

<p>Makyaj, siyah nokta ve akne oluşumuna doğrudan bir yol olan gözeneklerdeki doğal maddeleri tam anlamıyla emer. Bunu önlemek için akşam yatmadan önce cildinizi iyice temizlemeniz gerekir.</p>

<p>Yüzünüzü temizlemek her şeyden önce cilt hastalıklarını önlemek için çok önemlidir, ancak aynı zamanda doğru temizlik rutini mevcut cilt problemlerini tedavi etmeye de yardımcı olur.</p>

<p>Dolayısıyla bu adım sadece hijyenin bir parçası değildir, aynı zamanda dermatolojik açıdan da büyük önem taşır.</p>

<h3>Göz sağlığına zarar veriyor</h3>

<p>Yatmadan önce makyajınızı temizlemezseniz sadece cildiniz değil gözleriniz de bozulabilir.</p>

<p>Göz makyajının sadece bir gece açık bırakılmasından kaynaklanan bir takım ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Göz tahrişi meydana gelebilir, görme işlevi zarar görebilir ve arpa da oluşabilir.</p>

<p>Göz kapaklarının derisi normal bir dokudan daha incedir ve yüz derisi bir bütün olarak daha hassastır. Bu nedenle, özellikle enfeksiyon ve tahrişe karşı daha duyarlıdır.</p>

<p>Makyajla uyumanın hoş olmayan sonuçlarından kaçınmak istiyorsanız, akşam yüz bakım rutininize bağlı kalın. Gerekirse temizliği kısa tutun, ancak hiçbir şekilde atlamayın.</p>

<p>Makyaj temizleme, kapsamlı yüz temizliği ve nemlendirme adımlarını izleyerek cildinizin ve gözlerinizin sağlığını koruyabilirsiniz.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar, Kadın</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/makyajla-uyumanin-sagliga-verdigi-zararlar</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/makyajla-uyumanin-sagliga-verdigi-zararlar-1074.jpg" type="image/jpeg" length="12685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı telefon bağımlılığı, erken yaşta kalp rahatsızlığına neden oluyor]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/akilli-telefon-bagimliligi-erken-yasta-kalp-rahatsizligina-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/akilli-telefon-bagimliligi-erken-yasta-kalp-rahatsizligina-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, akıllı telefon bağımlılığı nedeniyle 40'lı yaşlarda beliren kalp rahatsızlıklarının daha erken yaşlarda görüldüğüne dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Gülay Yılmazer, ergenliğin, bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçtiği dönem olmasından dolayı son derece önemli olduğunu, ergenlik döneminin sağlıklı geçirilmesiyle yetişkinliğe de sağlıklı bir başlangıç yapılabileceğini söyledi.</p>

<h4>Akıllı telefon bağımlılığı, ergenlikte olumsuz etkiliyor</h4>

<p>Bireyin ergenlik döneminde bağımlılıklara karşı daha açık olduğunu dile getiren Yılmazer, dünyada son dönemde hızla artan akıllı telefon kullanımının özellikle ergenlerde fiziksel ve psikososyal sorunlara neden olabileceğini vurguladı.</p>

<p>Ergenlik döneminde görülen depresyon ve anksiyetenin, ergenin bir arayış içinde olmasından kaynaklandığına işaret eden Yılmazer, bu durumda içine kapanan ergenin akıllı telefonu bir kaçış noktası olarak kullanabildiğini anlattı.</p>

<h4>Ergenlerde telefon bağımlılığı pek çok sorunu da beraberinde getiriyor</h4>

<p>AA'nın haberine göre; yoğun telefon kullanımının zamanla bağımlılığa dönüştüğünün altını çizen Yılmazer, <strong><em>"Özellikle aile, akran, arkadaş ve öğretmenlerle olan ilişkiler, akıllı telefon bağımlılığıyla ilgili riski olumlu ya da olumsuz yönde tetikleyebilecektir. Sosyal destek ağlarının güçlü olması akıllı telefon bağımlılığı riskini azaltırken, tam tersine bu ağların zayıf olması ergenleri farklı bir arayış içine yönlendirebilecektir. Ergenlerde telefon bağımlılığı duygu durum bozuklukları, depresyon, anksiyete, düşük benlik saygısı, sedanter yaşam tarzı (düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı yaşam tarzı), obezite ve beraberinde getirdiği işitme, görme bozuklukları ergenlerde karşımıza çıkan fiziksel ve psikososyal sorunlar arasında yer alıyor."</em></strong> diye konuştu.</p>

<h4>"Ergenler bizim için çok kıymetli"</h4>

<p>Ergenlik çağının riske atılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayan Yılmazer, <strong><em>"Ergenler bizler için çok kıymetli. Yetişkinliğe geçiş sürecinde yer alıyorlar. Bu süreçte biz onları zararlı alışkanlıklardan ne kadar uzak tutabilirsek, ne kadar öz bakımını sağlayabilecek bir birey yetiştirebilirsek, o kadar sağlıklı toplumların oluşmasına katkı sağlayabileceğiz."</em></strong> ifadesini kullandı.</p>

<h4>"Ebeveynler, çocuklarını oyalamak için önlerine telefon koymamalı"</h4>

<p>Yılmazer, ebeveynlerin oyalamak için çocuklarının önüne akıllı telefon koymasının, çocuğun gelecekte telefon bağımlısı olmasına neden olacağından dolayı son derece yanlış olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Obezitenin, akıllı telefon bağımlılığının olumsuz fiziksel etkilerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmazer, şunları kaydetti:</p>

<p><strong><em>"Obeziteyle birlikte kronik hastalıklar artacak. Bel çevresinde, kan basıncında, nabız hızında artış olacak, kardiyovasküler hastalıkları tetikleyebilecek. Gece geç saatlere kadar uyumama, gündüz uyku haliyle uyanma, uyku bozukluklarını beraberinde getirecek. Bununla birlikte tabii ki depresyon ve diğer fizyolojik sorunlar tetiklenebilecek. Bunların hepsi aslında yetişkinlik çağında ortaya çıkabilen sorunları daha erken yaşlara çekmiş oluyor. Kardiyovasküler hastalık riski belki 40'lı yaşlarda ortaya çıkacak bir hastalıkken biz bu riski daha erken yaşlara kaydırmış oluyoruz, akıllı telefon bağımlılığıyla birlikte. Sedanter yaşamımız beraberinde yetersiz beslenme alışkanlığı ve obezitenin ortaya çıkışı kan lipid düzeylerimizi artıracak, kollestrol düzeylerimiz yükselecek, kan basıncımız artacak ve 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkabilecek bu riskler artık 15 yaşından itibaren yol almaya başlayacak ve kronik hastalıklara zemin hazırlayacak."</em></strong></p>

<h4>Çocuğunuzu korumak için ne yapabilirsiniz</h4>

<p>Yılmazer, ergenin telefon bağımlısı olmaması için ebeveynleri tarafından sosyal ve sportif faaliyetlere yönlendirilmesi gerektiğini, evde yemek masasında ve yatak odasında telefon kullanımının kısıtlanması gibi uygulamalar yapılabileceğini sözlerine ekledi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/akilli-telefon-bagimliligi-erken-yasta-kalp-rahatsizligina-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/telefon-bagimliligi.jpg" type="image/jpeg" length="55654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AIDS nedir? AIDS nasıl bulaşır?]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/aids-nedir-aids-nasil-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/aids-nedir-aids-nasil-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında AIDS olarak bilinen Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu, HIV infeksiyonunun neden olduğu, kronik, yaşamı tehdit edebilen bir rahatsızlıktır. HIV bağışıklık sistemini hasara uğratarak hastalıklarla mücadele gücünü zayıflatmaktadır. HIV infeksiyonunun tedavi edilmemesi AIDS’e neden olabilmektedir. Peki AIDS nasıl bulaşır? AIDS hastalığının belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AIDS, HIV pozitif kişilerin hiçbir tedavi almamaları sonucu, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde vücutta bazı beyaz kan hücreleri kandaki oranının çok düşük seviyelere gelmesiyle birlikte, bağışıklık sisteminin çökmesi ve diğer pek çok hastalık ve enfeksiyona açık hale gelmeleriyle birlikte gelişen bir sendromdur.</p>

<p>Kan milimetreküpünde sağlıklı bir hastada 500-1600 arasında CD4 hücresi bulunmaktadır. AIDS gelişen bireylerde bu sayı 0’a kadar düşmektedir.<br />
<br />
AIDS, HIV virüsüne bağlı olarak gelişir. Ancak her HIV pozitif kişi AIDS olmaz. Tedavi edildiği sürece hastalığın bu evreye gelme ihtimali oldukça düşüktür. Kişilerde AIDS geliştiğinde de tedaviye başlanması mümkündür yine de erken tanı ile başlayan tedavideki kadar etkili bir sonuç alınabilmektedir.</p>

<p><strong>HIV NEDİR?</strong></p>

<p>HIV bugüne kadar dünyada en uzun sürmüş epidemidir. Virüsün vücuttan tamamen atılmasını sağlayan kesin bir tedavisi ya da aşısı henüz bulunmamıştır.<br />
<br />
HIV, kan yoluyla ya da anne sütü, sperm, boşalma öncesi sıvı, vajinal ve rektal sıvılar yoluyla bulaşmaktadır. Bu sebeple <strong>cinsel ilişki</strong> yoluyla bulaşma riski fazla olan bir virüstür. Virüs vücuda girdikten sonraki bir ay içerisinde akut bir atak yapar ve sonrasında tedavi edilmezse vücutta çoğalmaya devam eder. Akut dönemden sonra hastalık <strong>10-15 sene</strong> sessiz olarak seyredebilir, kişilerde hastalık belirtileri görülmez. Ancak kişiler bu dönemde hastalığı bulaştırmaya devam ederler.<br />
<br />
Ancak bu kişilerde hastalığın üçüncü ve en ileri seviyesi olan AIDS henüz gelişmemiştir. Tedavi edilmediği takdirde hastalık üçüncü evreye ilerler ve kişilerin bağışıklık sistemleri zayıflayarak diğer enfeksiyon ve hastalıklara karşı savunmasız hale gelirler.</p>

<p>Bu sebeple, artık hastalar enfeksiyon tespit edildikten hemen sonra ilaç tedavisine başlamakta ve böylelikle hastalık üçüncü evreye ilerlemeden hayatlarını sağlıklı biçimde sürdürebilmekte, evlenip çocuk sahibi olabilmektedirler.</p>

<p><strong>AIDS NASIL BULAŞIR?</strong></p>

<p>AIDS hastalığı HIV virüsü ile enfekte olmuş kişilerin vücut sıvılarının, virüs ile temas etmemiş kişilerin vücuduna girmesi ile yayılım gösterir. Virüsün yayılmasında etkili olan vücut sıvıları kan, sperm, vajina salgısı ve anne sütü şeklinde sıralanır.<br />
<br />
<strong>Cinsel ilişki yoluyla&nbsp;bulaşma:</strong>&nbsp;HIV virüsü bulaşmalarının %80-85'i&nbsp;korunmasız cinsel ilişki ile gerçekleşir. HIV-pozitif erkeğin sperm hücresinde HIV-pozitif kadının ise vajina salgısında yer alan virüs, cinsel ilişki sırasında bütünlüğü bozulmuş vücut mukozalarından içeri girer. AIDS hastalığında cinsel ilişki ile bulaşma yöntemi korunmasız cinsel ilişkiye giren tüm bireyler arasında (kadından erkeğe, erkekten kadına, kadından kadına ve erkekten erkeğe) meydana gelebilir. HIV-pozitif bir bireyle gerçekleşen tek bir korunmasız ilişki dahi AIDS hastalığının gelişmesine neden olabilir.</p>

<p><strong>Kan yoluyla bulaşma:&nbsp;</strong>HIV virüsü, enfekte hastaların kanında bulunur ve sağlıklı bireylerin bu kan ile temas etmesi sonucunda yayılım gösterir. Kan yoluyla bulaşma genellikle hasta bireyin kanıyla temas etmiş aletlerle yaralanma ya da enfekte olmuş kanın deri veya mukoza sıvılarıyla teması sonucunda gerçekleşir. Bu tür bulaşma konusunda en çok risk altında olan grup sağlık çalışanlarıdır denilebilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Anneden bebeğe bulaşma:&nbsp;</strong>Virüs ile enfekte olmuş bir anne, virüsü bebeğine gebelik döneminde, doğum sırasında veya doğum sonrası emzirme işlemi ile bulaştırabilir.</p>

<p><strong>AIDS TANISI NASIL KONUR?</strong></p>

<p>HIV/AIDS tanısı&nbsp;kanda bulunan antikorları veya virüsün bir parçası olarak sayılabilen antijenleri görüntüleyen HIV testi ile konulur. Bireyin virüs ile temasından yaklaşık 3-8 hafta sonra bağışıklık sistemi ilk tepkiyi verir ve kandaki antikor sayısı&nbsp;hızla artmaya başlar.</p>

<p>Bazı durumlarda antikor sayısı 6 ay kadar uzun bir süre boyunca artık göstermez. Böyle bir durumun meydana gelmesi hastalığın tanılanmasını geciktireceği için genellikle antijen ve antikoru birlikte inceleyen testler tercih edilir. Bu sayede hastanın virüs ile temasından sonraki 3. haftadan itibaren tanı koymak mümkün hale gelir.&nbsp;<br />
<br />
Tanı işlemi için yapılacak ilk test <strong>ELISA</strong> testidir. Bu test ile yapılan inceleme sonucu HIV enfeksiyonun varlığı kanıtlanamazsa sonuç negatif olarak değerlendirilir. ELISA testinin pozitif sonuçlanması durumunda&nbsp;test yinelenir ve sonuç tekrar&nbsp;pozitif çıkarsa Western blot adı verilen doğrulama testi yapılır. Doğrulama testinin de pozitif sonuçlanması halinde kişiye HIV/AIDS tanısı konulur.</p>

<p><strong>AIDS BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></p>

<p>AIDS’in çok sayıda belirtisi bulunmaktadır. Bu belirti ve bulgular başka hastalıklarda da görüldüğü için mutlaka alanında uzman doktora gidilerek gerekli testler yapıldıktan sonra doğru teşhis konularak tedavi süreci başlatılmalıdır. AIDS’in en önemli belirtileri şunlardır;<br />
<br />
-Hızlı kilo kaybı</p>

<p>-Tekrarlayan ateş</p>

<p>-Gece terlemeleri</p>

<p>-Aşırı ve nedeni bilinmeyen yorgunluk</p>

<p>-Koltuk altı, kasık veya boyun lenf bezlerinde büyüme</p>

<p>-Ağız, makat veya genital bölgede oluşan yaralar</p>

<p>-Akciğer infeksiyonları</p>

<p>-Cilt, ağız, burun veya göz kapaklarında lekelenmeler</p>

<p>-Hafıza kaybı</p>

<p>-Depresyon</p>

<p>-Nörolojik bozukluklar</p>

<p><strong>HIV İNFEKSİYONU BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></p>

<p>Bazı kişilerde infeksiyonun başlangıcından 2-4 hafta sonra grip benzeri belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu dönem akut HIV infeksiyonu olarak adlandırılmaktadır. Bu belirtiler birkaç gün veya hafta sürmektedir. Bu dönemdeki belirtiler;<br />
<br />
-Ateş</p>

<p>-Üşüme</p>

<p>-Titreme</p>

<p>-Döküntü</p>

<p>-Gece terlemesi</p>

<p>-Kas ağrıları</p>

<p>-Boğaz ağrısı</p>

<p>-Halsizlik</p>

<p>-Lenf bezlerinde şişme</p>

<p>-Ağızda yaralar</p>

<p>Ancak bazı kişiler akut HIV infeksiyonu döneminde bir belirtileri hissetmeyebilmektedir. Bu belirtilerin görülmesi de tek başına HIV infeksiyonu olduğu anlamına gelmemelidir. Bu belirtiler başka hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>HIV infeksiyonuna neden olabilecek bir temas varsa bir sağlık kuruluşuna başvurarak HIV için test yaptırılmalıdır. Riskli bir temastan sonra bu belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurarak testleri yaptırması gerekmektedir. Çünkü HIV infeksiyonunun teşhisinin tek yolu gerekli testlerin yaptırılmasıdır.</p>

<p><img alt="AIDS nedir? AIDS nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? - 2" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ZOXC-8NykOEEURkTAF88g.jpg?width=960&amp;mode=crop&amp;scale=both" /></p>

<p><strong>AIDS NASIL TEDAVİ EDİLİR?</strong></p>

<p>Retrovirüs&nbsp;grubunda bulunan HIV’e karşı etkili olan Anti-Retroviral adı verilen 4 farklı tipte ilaç geliştirilmiştir. Bu ilaçlar vücudun farklı mekanizmalarında işlev görür ve HIV’nin tedavisi, bu ilaçların birkaç tanesinin kombinasyonu ile planlanabilir.<br />
<br />
HIV’nin kesin tedavisi&nbsp;yoktur, yani virüs tamamen vücutta yok edilemez ancak ilaçlar ile kontrol altına alınabilir. Tedavinin amacı; virüsün yeniden oluşmasını önlemektir. Böylece, virüsün, tedaviye dirençli olabilen birçok mutasyon geliştirme olasılığı azaltılır.&nbsp;<br />
<br />
Tedavi ile kandaki virüs miktarını gösteren viral yük denilen değer en alt düzeye indirilir, bağışıklık sistemini korunur ve&nbsp;HIV pozitif&nbsp;kişinin yaşam kalitesi ve beklentisi artırılır. Tedavi ayrıca HIV virüsünün miktarını azaltacağından bulaş riskini de azaltır.<br />
<br />
<strong>Riskli Durum / Davranış Sonrası Korunma</strong></p>

<p>PEP (Post-Exposure Prophylaxis), herhangi bir nedenle HIV’e maruz kalındığında, antiretroviral ilaçlar (ART) kullanılarak kişinin enfekte olma riskini düşüren önleyici bir tedavidir.&nbsp; PEP sadece acil durumlarda kullanılmalı ve HIV'ye maruz kaldıktan sonraki 72 saat içinde başlatılmalıdır.<br />
<br />
Bu ilaçlar 1-3 ay süreyle alınır. İlaçların ciddi yan etkilerinin olmasının yanı sıra 100 etkili değillerdir. Bu nedenle HIV bulaşmasına neden olacağını düşündüğünüz bir olay ile karşılaştıktan sonra en kısa sürede bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmanız gerekir.<br />
<br />
<strong>HIV’den Korunma Yolları</strong></p>

<p>-Cinsel ilişkide kondom (prezervatif) kullanmak HIV’den korunmanın günümüzde en etkili yoludur. Ancak kondomun temas önce takılması ve üzerinde delik olmaması ve yırtılmaması çok önemlidir.&nbsp;</p>

<p>-Doğum kontrol hapı, iğneleri ve deri altı bantları, spiraller ve diğer gebelik önleyici yöntemler HIV’ye karşı koruma sağlamaz.</p>

<p><strong>HIV ve Gebelik</strong></p>

<p>HIV-pozitif olmak çocuk yapmaya engel bir durum değildir.&nbsp; Eğer&nbsp;erkek HIV taşıyıcısı&nbsp;ise, spermi alınarak dış ortamda virüsten temizlenerek anne rahmine yerleştirilir.&nbsp;HIV pozitif kadının&nbsp;gebe kalmasında herhangi bir sakınca yoktur.<br />
<br />
İzlem ve tedavisinin uygun koşullarda yapılması ve virüs yükünün ölçülmeyecek düzeyde olması, HIV’in bebeğe geçişini önemli ölçüde azaltmaktadır. Kişinin gebe kalmadan önce, kanındaki HIV RNA düzeyinin en az 6 ay süreyle ölçülemeyecek düzeylerde olması, bulaşmayı azaltmaktadır.<br />
<br />
HIV pozitif gebelerin&nbsp;antiretroviral tedavi kullanımı, planlanmış sezaryen uygulamaları ve bebeğin hazır mamayla beslenmesinin sağlanmasıyla özellikle gelişmiş ülkelerdeki bulaşma hızı %1-2’ye kadar inmiştir. Bulaş durumunda doğum sonrası ağız yoluyla verilen şuruplarla bebek tedavi edilmektedir.</p>

<p><strong>ELISA TESTİ NEDİR?</strong></p>

<p>ELISA testi bir antijen (örneğin mikroorganizmanın özel bir proteini) ve bir antikor (antijene karşı üretilen protein yapısındaki molekül) arasındaki reaksiyonu göstererek çeşitli hastalıkların tanısında kullanılmaktadır. Testin sonucunu görülür hale getirmek için bir enzimden yararlanılmaktadır. ELISA testi ile infeksiyon etkenleri veya bunlara karşı vücudun oluşturduğu antikorlar saptanabilmektedir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/aids-nedir-aids-nasil-bulasir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/aids.webp" type="image/jpeg" length="76572"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzayan öksürüğü olanlar dikkat! Birçok hastalığın habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/uzayan-oksurugu-olanlar-dikkat-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/uzayan-oksurugu-olanlar-dikkat-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun sürdüğü zaman insan vücudunu rahatsız eden ve hatta uykuları dahi kaçıran öksürüğün pek çok nedeni olabiliyor. Çoğumuz öksürüğü önemsiz bir rahatsızlık gibi görsek de öksürük uzadığı zaman ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün yol açabileceği tehlikeleri açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün birçok hastalığın habercisi olduğunu belirterek, “Yani öksürük bir alarmdır. Aslında bize bir yerlerde sorun olduğunu gösteriyor. Bu sorunu yakalamamız lazım, araştırılması lazım, öksürüğün sebebini bulmamız lazım" dedi.</p>

<p>Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürük şikayetleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Öksürüğün basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olabileceği gibi, akciğer kanserinin ilk belirtisi de olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Özlü şunları söyledi;<br />
<br />
"Kış mevsimi geliyor. Kışın en çok rahatsızlandığımız şikayetlerden bir tanesi de öksürük. Öksürük özellikle solunum yolu enfeksiyonlarında sıklıkla gördüğümüz bir semptom. Kısa sürede ortaya çıkıp birkaç gün, birkaç hafta devam edip geçebiliyor.</p>

<p><strong>'3 HAFTAYI GEÇİYORSA DİKKAT'</strong></p>

<p>Genelde akut öksürük dediğimiz bu üç haftayı geçmeyen öksürükler çok anlamlı değil. Yani çok fazla telaş etmeye, panik yapmaya gerek yok. Daha çok grip, soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit gibi solunumsal enfeksiyonlarla ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Ama uzadığı zaman sorun. Yani bu 3 haftayı geçtiğinde hele hele 8 haftayı geçen kronik öksürük dediğimiz bir duruma evrildiğinde mutlaka bunu araştırmak gerekiyor.</p>

<p>Genelde insanlar öksürük olduğunda kendi başlarına bal ya da birtakım otları kaynatarak öksürüğü giderici bir tedavi uyguluyorlar. Veya bir öksürük şurubu ya da öksürüğü kesici hapları kullanmak istiyorlar. Bu tür taleplerle gelebiliyorlar.</p>

<p>Aslında biz hekimler öksürüğü çok doğrudan tedavi etmeyi sevmeyiz. Çünkü öksürük bir hastalık değil, çoğu zaman bir hastalığın belirtisidir”</p>

<p><strong>'UZAYAN ÖKSÜRÜĞÜN SEBEBİ BULUNMALI’</strong><br />
<br />
Öksürüğü tedavi etmekten ziyade öksürüğe neden olan hastalığı bulup onu tedavi etmek gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Özlü, şöyle devam etti:<br />
<br />
“Eğer sebebini bilmiyorsak böyle öksürüğü baskılayıcı ilaçları çok kullanmayız. Çünkü o zaman hastalığın teşhisi gecikir, sorunlar büyüyebilir. Normalde bir kişinin öksürmemesi lazım. Öksürük olmaması lazım. Eğer öksürüyorsa ve uzayan bir öksürük söz konusu ise mutlaka bunun sebebini bulmamız lazım."</p>

<p><strong>'BİRÇOK HASTALIĞA NEDEN OLABİLİYOR'</strong></p>

<p>Pek çok hastalık var böyle uzayan öksürüğe neden olan. KOAH, astım, sinüzitler ya da reflü gibi hastalıklar öksürüğe neden olabiliyor. Ama öbür taraftan bronşektazi gibi interstisyel akciğer hastalıkları gibi, akciğer kanserleri gibi farklı hastalıklar da var.</p>

<p>O nedenle öksürüğü maskelemek, öksürüğü kesici ilaçlar vererek semptomu ortadan kaldırmak aslında hasta için bir alarmı susturmak gibidir. Bir alarm varsa alarmın sebebini bulmanız lazım. Yoksa alarm düğmesini kapattığınız zaman sesi kesmiş olursunuz ama tehlike ortadan kalkmaz. Yani öksürük bir alarmdır. Aslında bize bir yerlerde sorun olduğunu gösteriyor. Bu sorunu yakalamamız lazım, araştırılması lazım, öksürüğün sebebini bulmamız lazım.</p>

<p>Sebebini bulduktan sonra hem o hastalığı tedavi edebiliriz hem de o zaman eğer gerekliyse çok rahatsız edici ise öksürüğü baskılayıcı, ortadan kaldırıcı ilaçlar da verilebilir. Ama nedenini ortaya koymadan böyle doğrudan öksürük kesici ilaçları öksürük şurupları kullanmayı tavsiye etmiyoruz”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/uzayan-oksurugu-olanlar-dikkat-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/oksuruk.webp" type="image/jpeg" length="17770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz rahatsızlıkları 5 ciddi hastalığın habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/goz-rahatsizliklari-5-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/goz-rahatsizliklari-5-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gözler, ruhun aynasıdır derler. Peki gözlerinizin farkında olmadığınız birçok hastalığın habercisi olduğunu biliyor muydunuz?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğer gözlerinizde yanma, kızarıklık veya sararma gibi problemlerle karşılaşırsınız, sorunun gözlerinizden kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bazı hastalıkların ilk sinyallerini gözlerde tespit edebileceğinizi savunuyor.</p>

<p>Doktor Rachel Ward, gözlerinizde ortaya çıkan bazı belirtilerin 5 ciddi rahatsızlığın habercisi olabileceğini söylüyor:</p>

<h3>Beyaz ya da sarı şişkinlik</h3>

<p>Eğer göz kapaklarınızda veya burun çevrenizde beyaz veya sarı şişkinlikler varsa yüksek kolesterolünüz olabilir. Eğer bu tür belirtiler taşıyorsanız kolesterolünüzü kontrol etmeyi isteyebilirsiniz.</p>

<h3>Sarı gözler</h3>

<p>Eğer gözlerinin beyaz kısmı sarılaşıyorsa kanınızda yüksek oranda bilirubin olabilir. Sarılık hastalığının belirtisi olabilen sarı gözler, aynı zamanda ciğer enfeksiyonu, safrakesesi taşı veya kanser habercisi de olabilir.</p>

<h3>Açık renkteki göz damarları</h3>

<p>Göz kapağınızı altını aşağı çektiğinizde kırmızı ya da pembe bir damar görüntüsüyle karşılaşmalısınız. Eğer kan değerleriniz düşükse anemi rahatsızlığı yaşıyor olabilirsiniz. Erkeklere kıyasla kadınlarda daha çok görülen kansızlık, demir eksikliğinden kaynaklanıyor.</p>

<h3>Görüş bozukluğu</h3>

<p>Eğer görüş açınızda bazı noktaların eksik olduğunu görüyorsanız, felç riski taşıyor olabilirsiniz. Beyninizde görüşle ilgili olan kısım, felç olduğunuz esnada etkilenecektir.</p>

<h3>Pörtlek göz</h3>

<p>Gözlerin dışarı fırlamış gibi görünmesi fazla çalışan tiroidin habercisi olabilir. Aşırı faaliyet gösteren tiroid bezlerine sahip her 3 insandan biri 1’i göz problemleri yaşıyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/goz-rahatsizliklari-5-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/gozlerr.webp" type="image/jpeg" length="44659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA taraması nedir? (SMA tarama testi zorunlu mu?)]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/sma-taramasi-nedir-sma-tarama-testi-zorunlu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/sma-taramasi-nedir-sma-tarama-testi-zorunlu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca evlilik öncesi SMA taramalarının zorunlu hale getirileceğini duyurdu. Bu açıklamanın ardından "SMA taraması nedir, ne işe yarar?" gibi sorular gündeme geldi. İşte SMA taraması ile ilgili ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, <strong>SMA&nbsp;(Spinal Müsküler Atrofi)</strong> hastalığı ve taraması ile ilgili&nbsp; açıklama yaptı.</p>

<p>Bakan Koca, SMA taramaları hakkında, "Yıl bitmeden evlilik öncesi zorunlu tarama kapsamına bütün Türkiye’de başlayacağız" dedi.</p>

<p>Koca açıklamasında, "Yeni doğan bebeklerimiz için topuktan kan alınır. Yine aynı çerçevede yeni doğan bebeklerimizi bu anlamda topuktan kan alınarak SMA taramasını yapıyor olacağız.</p>

<p>Bu tedaviyi belirliyor olacak. Erken dönemde sonuç alabilirlik o kadar fazla olacak her doğan bebeğe bu taramayı başlatıyoruz." ifadelerine de yer verdi.</p>

<p><strong>SMA TARAMASI NEDİR?</strong><br />
<br />
SMA (Spinal Müsküler Atrofi) genetik geçişli bir hastalık. Tarama programıyla ise taşıyıcı çiftlerin, evlilik öncesinde belirlenmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Böylece, ailelere bebeğin hasta doğabileceği anlatılarak doğum öncesinde tedbir alınması sağlanabiliyor.</p>

<p><strong>SMA NEDİR?</strong><br />
<br />
SMA, hareket sinir hücrelerinden (motor nöronlardan) kaynaklı nöro-müsküler bir hastalık. 3 evrede görülen SMA hastalığının en tehlikelisi SMA Tip 1 denilen evre. SMA Tip 1 hastalığının belirtileri çocukluk yaşlarından itibaren gözle görülebiliyor.</p>

<p>Bu belirtiler içerisinde yutkunma ve solunum zorluğu, desteksiz oturamama gibi sorunlar görülüyor. Ayrıca akraba evlilikleri ile ileri kuşaklarda hastalık oluşabilme riski de artabiliyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/sma-taramasi-nedir-sma-tarama-testi-zorunlu-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/baby.jpg" type="image/jpeg" length="48447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar alerjisi belirtileri nelerdir?]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/bahar-alerjisi-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/bahar-alerjisi-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar alerjisi nedir? Bahar alerjisi belirtileri nedir, neden olur? Cemrelerin düşmesi havaların ısınması ve baharın yaklaşmasıyla birlikte bu soruların cevabı merak edilip araştırılıyor. Peki, bahar alerjisi nedir? Bahar alerjisi belirtileri nelerdir? İşte merak edilip araştırılan detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1 Mart'la birlikte ilk bahar resmen başlayacak. Ancak baharın belirtileri cemreler düşüp havaların ısınmasıyla birlikte doğa da canlanmaya başladı. Bahar ayları ve polenler nedeniyle birçok kişi bahar aylarında bahar alerjisinden mustarip oluyor. Peki, bahar alerjisi nedir? Bahar alerjisi belirtileri nelerdir? İşte merak edilip araştırılan detaylar...</p>

<p><strong>BAHAR ALERJİSİ NEDİR?</strong></p>

<p>İlkbahar mevsiminde polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma, sık öksürük, nefes sıkışması gibi alerjik nezle, göz alerjisi ve astım hastalığının belirtilerinin görülmesine bahar alerjisi denir. Bahar ayları aslında polenlere alerjimizin olup olmadığını anlamamıza yarayacak bir test gibidir. Polen alerjisinde en çok önem taşıyan polen türleri kızılağaç, fındık ağacı ve huş ağacı tarafından üretilmektedir. Bunlara ek olarak tüm çimen türleri, özellikle çayır otları ve meyve bahçesi gelmektedir. Küf mantarların üreme organları, polenin sebep olduğu rahatsızlıklara benzer rahatsızlıklar verebilir.</p>

<p>Polen, nefes yoluyla solunum yollarımıza yerleşir. Buna ek olarak polen cilt, saç ve gözlere yerleşir. Bu, birçokları için bir sorun oluşturmaz. Alerjik olan bir kişide bağışıklık sistemi harakete geçer ve burunda, gözlerde veya bronşlarda iltihaplanma tepkisi görülür. Vücut, polendeki proteinlere tepki gösterir ve rahatsızlığa, hapşırmaya, burun akıntısına, gözlerde kaşıntıya neden olan, histamin ve diğer iltihap yaratan maddeler salgılamaya başlar. Burunda alerjik rinit (bahar alerjisi/saman nezlesi) bronşlarda alerjik astım, gözlerde ise allerjik konjuktivite neden olur.</p>

<p>Polen alerjisi çoğunlukla 5-40 yaş grubundaki kişilerde görülür ve bu hastalığa yakalanan insan sayısının giderek arttığı görülmektedir. Sonuç olarak astım, alerjik nezle ve göz alerjisi belirtileri bahar aylarında görülüyorsa bahar alerjiniz var demektir ve bir an önce teşhis konulup tedaviye başlanması gerekmektedir.</p>

<p><strong>BAHAR ALERJİSİ BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></p>

<p>Polenler alerjik kişilerde ani gelişen tekrarlayıcı hapşırıklar, burun akıntısı veya burun tıkanması, burun ve damakta kaşıntı, gözlerde yanma ve kaşıntı, geniz akıntısı gibi belirtiler gösterir. Ancak bazı kişilerde cilt döküntüleri kaşıntı, bazı kişilerde astım şeklinde de görülebilir.</p>

<p><strong>BAHAR NEZLESİ KİMLERİ TEHDİT EDİYOR?</strong></p>

<p>Bahar nezlesi, Atopik dediğimiz çevresel alerjenlere karşı duyarlılığı olan kişileri etkiler. Yapılan araştırmalara göre, anne veya babası alerjik olan çocuklarda alerjiye rastlanma ihtimali yüzde 30, her iki ebeveyni alerjik olan çocuklarda alerjiye rastlanma oranı yüzde 60'tır. Çocuklarda bahar alerjisi teşhisi koymak için ise biraz beklemek gerekir. 2 yaşından küçük çocuklara bu teşhisi koymak yanıltıcı olabileceğinden çocuğun en az iki bahar mevsimi geçirmesini öneriyoruz.</p>

<p><strong>BAHAR AYLARINDA DOĞAN ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>Ailede alerjik yapısı olan birinci derece yakınlar dışında polen mevsiminde doğmuş olmak, erkek cinsiyet, yaşamın ilk yıllarında sigara dumanına maruz kalmak gibi etkenler de alerjik nezle gelişiminde risk faktörleridir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/bahar-alerjisi-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/alerjik-rinit-1.jpg" type="image/jpeg" length="60672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanda dolaşan kanser hücrelerini yakalayan "akıllı çip" yöntemi, Türkiye'de klinik aşamaya geçti]]></title>
      <link>https://saglik.habertest.com/kanda-dolasan-kanser-hucrelerini-yakalayan-akilli-cip-yontemi-turkiyede-klinik-asamaya-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://saglik.habertest.com/kanda-dolasan-kanser-hucrelerini-yakalayan-akilli-cip-yontemi-turkiyede-klinik-asamaya-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Teknokent araştırmacılarının yedi yıl üzerinde çalıştıkları, dolaşımdaki kanser hücrelerini basit bir kan tahliliyle yakalayan akıllı çip teknolojisinin klinik araştırma safhası Ankara'da dört hastanede uygulanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ODTÜ Teknokent araştırmacılarının yedi yıl üzerinde çalıştıkları, kanda dolaşan kanser hücrelerini basit bir kan tahliliyle yakalayan "akıllı çip" teknolojisinde sona yaklaşıldı. Hasta için acı verici ve maliyetli bir yöntem olan iğne biyopsisinin yerine kullanılması hedeflenen yeni yöntem için Ankara'daki dört hastanede klinik araştırmalar başlatılacak.</p>

<p>ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Mikro Biyosistemler Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Külah, Mikro Biyosistemler'in, ODTÜ Teknokent'te 2015'te kurulduğunu belirtti.</p>

<p>Külah, İngiltere'de önemli biyoteknoloji firmalarına ev sahipliği yapan bir teknopark olan Alderley Park'ta geçen yıl kurdukları "Cellsway" isimli şirket aracılığıyla uluslararası klinik araştırma faaliyetlerini sürdürdüklerini anlattı.</p>

<p>Tümör kitlesinden ayrılarak kana geçen kanser hücrelerinin, "dolaşımdaki tümör hücreleri (CTC)" olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Külah, bu hücrelerin kandan ayrıştırılabilmesi için çok yüksek hassasiyette bir sistem gerektiğini, geliştirdikleri yeni teknolojinin bu alanda pek çok ilki barındırdığını söyledi.</p>

<p>Kanser hastalığının tanı ve takibinde rutin kullanılan, iğne biyopsisinde cerrahi bir işlemle hastanın kanserli dokusundan örnek alınan yöntemin hasta için acı verici ve maliyetli bir yöntem olduğuna işaret eden Külah, Mikro-Elektromekanik Sistemler (MEMS) ve mikro akışkan teknolojilerinin kullanıldığı likit biyopsi tekniğiyle kan örneğinde kanser hücrelerini yakaladıklarını anlattı.</p>

<p>Kan tahlili ile kanserin metastaz ve tekrarlama riskleri ve tedavi sürecine ilişkin bilgilere ulaşabildiklerini belirten Haluk Külah, şu bilgileri verdi: "Kan tahlilinde kanser hücrelerini yakalamak üzere MEMS teknolojisi ile geliştirdiğimiz silisyum tabanlı çiplerin tasarımı ve patenti tamamen bize ait. Bu çiplere akıllı çipler diyoruz. Akıllı çiplerin içinde kılcal damarlar gibi ufak mikro kanallar var. Bu kanallardan kan hücrelerini tek tek geçiriyoruz ve bu sırada çipin içindeki mekanik yapılar ayrıştırma yaparak kanser hücrelerini bir tarafta, kanser olmayan hücreleri de başka tarafta topluyor. Asıl kanser hücrelerini içeren örnekte de birtakım analizler yaparak kanserin türüne ve hangi tip kemoterapinin işe yarayacağına dair bilgileri topluyoruz."</p>

<p>Prof. Dr. Haluk Külah, geliştirdikleri sistemdeki doğruluk oranlarının yüksek olduğunu ve rakiplerine karşı daha üstün bir performans sergilediğini belirtti.</p>

<p>Külah, yedi yıldır üzerinde çalıştıkları teknolojide geldikleri aşamaya ilişkin, "Cihazımız ve araştırma faaliyetlerimiz tamamlandı. Laboratuvarlarda klinik çalışma yapabilecek aşamaya geldik. Yakın zamanda 300 hasta üzerinde klinik çalışma başlattık. Böylece araştırma amaçlı olarak gerçek hastalar üzerinde kan testi ile kanser tanısı ve tedavisinin takibini yapabileceğiz" dedi.</p>

<h2>"HASTALAR MEVCUT SAĞLIK SİGORTALARIYLA BU TESTLERİ YAPTIRABİLECEK"</h2>

<p>Projenin Bilimsel Direktörü Biyokimya Uzmanı Doç. Dr. Ebru Özgür, 2015'ten beri üzerinde çalıştıkları sistemin, ön klinik çalışmaları da içeren validasyon süreçlerinin tamamlanarak laboratuvarlarda test edilebilir aşamaya geldiğini bildirdi.</p>

<p>Klinik aşamada hasta örnekleri ile çalışmalara başlayacaklarını belirten Özgür,<strong> "Sistemimizi yakın zamanda laboratuvarlara ve hastanelere kuracağız"</strong> dedi.</p>

<p>Geliştirdikleri "likit biyopsi" adı verilen yöntemlerinde direkt kan örneğinden tümörle ilgili bilgileri alabildiklerini belirten Özgür, "Kanser hücrelerinin analizi ile kemoterapi, radyoterapi ya da hedefli ilaç tedavisi başlanan hastada bu tedavinin işe yarayıp yaramadığını ve hangi tedavinin uygun olabileceğine ilişkin doktora bilgi veriyoruz. Onkologlar verdiğimiz bu sonuçlar ile hastaya yönlendirme yapabiliyorlar" diye konuştu.</p>

<p>Geliştirdikleri sistemin, "araştırma" amaçlı olarak kullanıldığını, Ankara ve İstanbul'daki bazı merkezlere sistemi kurduklarını aktaran Ebru Özgür, şu bilgileri verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Çalışmamıza, meme kanseri, kolon kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri hastaları dahil olacak. Aynı zamanda sağlıklı bireylerden de örnekler alacağız. Bunların sonuçlarını karşılaştırmalı bir şekilde sunacağız. Çalışmamız, bir yıl içinde tamamlanacak ve o zaman sürecin validasyonu tamamlanmış olacak. Geliştirdiğimiz cihaz, in vitro dediğimiz vücut dışı tanı cihazı kategorisine girdiğinden CE ve FDA onayı almak için başvurularımızı yapacağız. Onaylarımızı aldığımızda hastalar mevcut sağlık sigortaları ile bu testleri yaptırabilecekler. Bu yılın sonu itibarıyla ise doktorların onayı olması kaydıyla belli başlı hastanelerde tedavi gören kanser hastaları, klinik çalışmamız kapsamında kan tahlili ile takip kapsamına alınacak."</p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalıklar</category>
      <guid>https://saglik.habertest.com/kanda-dolasan-kanser-hucrelerini-yakalayan-akilli-cip-yontemi-turkiyede-klinik-asamaya-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://saglikhabertestcom.teimg.com/crop/1280x720/saglik-habertest-com/uploads/2022/10/hastane.jpg" type="image/jpeg" length="46635"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
